19 Şubat 2008 Salı

KARS GEZİSİ-2008

Kars gezisi tüm olumsuzluklara rağmen oldukça güzeldi. Soğukları duyar duymaz Kars halkını eksi 40 derecelerde yalnız bırakmamak için haydarpaşadan hareket ettik.Yol boyunca kar bizi yalnız bırakmadı.Kars tiren istasyonunda derece eksi 32 yi gösteriyordu.Aya ayak basan astronotlar gibi biraz ürkek ve telaşlıydık.Nefes almalarımız bile endişe yüklüydü ve dikkatlice basıyorduk yerde ki karlara.Soğuk hava olumsuz etkilemesin diye burnumuzla oldukça yavaş nefes almaya çalışıyorduk.Kars soğuğunda özellikle eksi 30 larda ağızdan nefes almamak gerekir.

Devlet Demir Yollarına bağlı ‘’DOĞU EKSPRESİ’’ bu yolculuğumuzda hayal kırıklığına uğrattı bizi .Çocukluğumdan beri Demir yollarında yeni ve değişen birşeye rastlamadığım .53 koca yıl terenleri yönetenler aynı makasta…

Trenlerin kendi asgari imkanlarını da demir yolları görevlileri kullanmıyorlar.Temizlikçi var ve görev yapmıyor.Yolcular çöplerini tren hareket halindeyken dışarı fırlatıyorlar.Biz inatla dışarı atmadık.istasyonlarda ki çöp bidonlarına bıraktık.Bu duyarsızlık sizi yol boyunca istasyondan istasyona çöp birikintilerinizle yolculuk yapmaya mahkum ediyor.Tuvaletler bakımsız.Kullanmak imkansız.Koridorlar yolcuların ellerinden düşürdükleri çöplerle dolu.Konpartımanların içi bir önceki yolcuların döktükleri sıvı maddelerin lekeleri ile dolu.Kuşetli vagonlar delik deşik.kaloriferler arıza yaptıklarında soğuk içinize işliyor.kuşetli odaların bazı delikleri gazete kağıtları ile kapatılmaya çalışılmış .’’DOĞU EKSPRESİ’’ SOĞUK KIŞ YOLCULUKLARI DÜŞÜNÜLEREK YAPILMAMIŞ.Odalardaki deliklerden soğuk hava girmesinin yanısıra pencereler kapanmıyor.Pencere kenarlarında ki lastiklerin çoğu bozuk.Penecereyi kapatsanız bile lastikler deforme olduğundan hava sızdırıyor.Geceleri soğukta uyumanız çok zor.Şayet uyku tulumlarıyla seyahat ediyorsanız soğuk size işlemeyecektir.Biz tedbirli yola çıktık.Eksi on dereceli uyku tulumlarımızla trenin geceleri soğuk olmasına rağmen uyuyabildik.Uyumamızın başka etkenleri de vardı.Şu tren yolculuklarında pencereme kar konarsa vallahi de billahide küçük el radiomu açıp aslan sütünü tadmadan duramam. Tren de yolculuk boyunca karşılaştığınız olumsuzlukları aktarıyorsunuz.Memurların pişkin tavırları ile lakayıtsızlıkları bardağı taşıran son damla oluyor.Adının Metin AYDIN olduğunu söyleyen Devlet Demir Yolları Doğu Ekspresi görevlisine sorunu götürdüğümüzde bey efendileri makinist dairesinde çay molasında bulduk.Sorumlu Metin Aydın ve makinistlere Sorunların düzeltilebilecek olanlarını ilettik.konpartıman çöplerinin toplanması ve tuvalet temizliğinin yapılabileceğini hatırlattık.Malesef dinlerken odadaki 4 kişi bıyık altında gülerek alaysı bir tavırla dinler gibi yaptılar.En çok ta bizi bu lakayıt tavırlar üzdü.

Biz ödediğimiz paranın karşılığını aramadık .Sorunları dile getirirken İnsan olmanın öncelikle tuvalet temizliğinden geçtiğini hatırlamalarını istedik.Tren bakımı memurların keyfiyetine bırakılmamalıdır.Her şeyden önce kontrol mekanizması çalışmıyor.Trende temizlik işçisi varsa görev yaptıracak bir üst kademeli memur olmalı ve onuda kontrol edecek bir müfettiş olmalı.Aksi halde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir yolları doğu seferlerinde Devleti boşuna ararsınız.

Bütün olumsuzluklar bizi üzdü fakat uzun süre moralimizin bozulmasına izin vermedik.53 yıl öncede demir yolları aynıydı.Memurlar aynı, raylar aynı ,………

Fakat vagonlar daha da beter.

Eski vagonları Almanlar kış koşullarına göre yapmışlardı.Şimdiki vagonlar Ada pazarın da en kalitesiz malzeme kullanılarak ve koşullar dikkate alınmadan yapılıyor.Yani sonuç ;daha da geriye gidiş var bu demir yolları seferlerinde.Tren yollarında bu kadar sefaletin faturasını seyahat edenlere çıkarmalarının altında olsa olsa ‘’özelleştirme ‘’tasarısı yatıyor demek geliyor içimden.

Gece karanlık! Penceremizde karlı dağlar ve ovalar.Işıklı bir kar tünelinde seyahat ediyorsunuz.Radioda hangi kanalı açacağınız sizin paşa gönlünüze bağlı .Rakıyı kimseler görmeden naylon torbaya koyarak sarkıtın pencereden dışarı.Evinizdeki derin dondurucudan daha lezzetli bir soğuk rakı içme şansınız olacak birazdan.

Biz Altı kişiydik ve sürekli gülmeye kurulmuş haldeydik.Kahkahalarımız sanırım trenin diğer kompartımanlarındada duyuluyor du ki tren görevlilerinden benim zaman zaman eline iki portakal bir elma sıkıştırdığım kişi açıp kapıyı ‘’O ne güzel kahkahalar.Herkez somurtuk siz gülmekten kırılıyorsunuz.Sırrı ne acaba ?’’dediğini hatırlıyorum.Fakat ardından odaya yayılan anason kokusu bizi ele verdi ve ikinci planı devreye sokarak yolculuğumuzun aynı tempoda devamını sağladık.

Kars gezisi Ani harabeleri ve çıldır gölünü de kapsıyordu.Ani harabelerinde bir tek güvenliğe rastlamadık.Harabelere girerken de müze görevlileri yoktu.Terkedilmiş halde bulduk.

Bizi gezdiren şöför evine davet etti.’’Mevlüt ‘’kardeşimiz yol boyunca rehberlik yaptı.ailesi ile tanıştırdı.güzel dostluklar kuruldu.

Çıldır gölünü buz kaplı bulduk birkaç kişi kuyu açmış balık tutuyorlardı.Bir kaçgün kalmak gerekirdi bu gölün kenarında.Çıkan balıkları kilosu 6000 ytl den satıyorlar.Gölün kenarında yedibin yıllık mimari toprak evler,çocuklar,köpekler ,et ve sütünden ,kürkünden faydalandıkları hayvanlar.

Köy görüntüleri hem mutlu hemde hüzne boğar beni.görüntüler karşısında deklanşöre basmadan duramazsınız.yedibinyıllık mimari pek te yaşam koşullarına uygun değil.21 yüzyıl Türkiyesinde.köyler hala susuz.bazı köyler elektriksiz.depreme dayanıklıkları olmayan evler.Yağmur ve kar sonraları mutlaka damları yani çatıları ‘’loğ’’dediğimiz silindir taşlarla düzeltmek zorunda olduğumuz evler.

Kars şehri taş yapılarıyla hala bozulmamış semtleri ile mükemmel.Görülmeye değer. Kahvaltı çarşında mutlaka’’ Közde çay’’ içiniz,.

Ordu caddesini mutlaka gezin .Kaşar ve gravyer ve bal almayı unutmayın.Kadınların kurduğu ‘’KAMER’’ ev yemeği lokantasındaki yemekleri tadın.Sıcak şarap tan tadın.Kars’ın kahvelerine girin bayanlar girebilir.Kars insanı oldukça medeni .Yobaz bir halk değil.Güler yüzlü ve sıcak insanlar.Çok sorunları olan bir kent.Siyasetçilerin oy aldıktan sonra hatırlamadıkları kentlerden biri.Kars’ı kalkındıracak Uzun vadeli bir yatırım yok burda.Kars gerçeği üzerine projeler gerçekleştirilebilir.Kars kışın eksi kırk dereceyle yüzleşiyor. Eksi kırk derece olan bölgelere Devlet yardım etmeli.Olağan üstü hal ile yüzleşen yerler vergiden muaf edilmeli.Bir tek sineması var koskocaman Kars şehrinin.Oda kapatmak istiyor.Çünkü seyirci bulma sıkıntısı yaşıyor.Şimdiki Akp Belediye Başkanı yurt dışından heykeller bulmuş getirip kars şehrinin göbeğine dikmiş.Bu heykellerin nerden geldiği ve kime ait olduğu heykellerin altında mevcut değil.Küçük bir levhaya yazdırıver kardeşim.Heykelleri getirdin diktin güzel de Koskocaman Türkiyede heykeltraşmı yoktu.Kars meydanına bizim heykeltraşlarımızın yaptığı eserler dikilse çokmu kötü olurdu.Yaşam güvenceleri olmayan o kadar çok heylektraşımız var.üç beş kuruş bizim heykeltraşımız kazansa olmazmıydı.

Bir sanat festivali düzenleseydin hiçbir maddi bedel ödemeden kars meydanlarını heykellerle donatırdın.

Kars insanları ile görüştüğümüzde söyledikleri ortak söz hep şu oldu.Kars idealist siyasetçisini çıkaramadı.Tanımadığımız adamlar bizi yönetiyor diyorlar.

1985 yılında ziyaret ettiğim Kars ta sadece trafik teşkilatı vardı.Radio kanalları kapatılmıştı.Şimdi şükürler olsun radyo kanlları.bir sineması,ufak bir müzesi ve yeterinden fazla trafik hizmeti var.Üniversite varlığında söz etmeden geçmeyelim.Kars içi kaynayan bir volkan gibi.Tehlike sokaklarında dolaşıyor.1985 de rastlamadığım yeni birşeyle karşılaştım.Ben insanlarla tanışmadan 40 yıllık dostu gibi ilişki kurarım.Sıcak sohbetlerimden hiçbirinde değişik kültür ve inançlara karşı kin ve nefret hisleri ile karşılaşmadım.Halkta birlik ve beraberlik vardı.Yıl 2008 değişik kültür ve inançta ki insanların arasına nefret tohumu ekilmiş.Burada kars’ın yerli halkı,azeriler,kürtler,terekemeler yaşar.Siyasetçiler bu alanı da boş bırakmamışlar.Siyaset uğruna nefret tohumlarını ekmekten geri kalmamışlar.Fakat herşeye rağmen karsın sağ duyulu halkı bu kutuplaşmanın ayrışma noktasına gelmemesi için büyük gayret gösteriyorlar.

Yolculuğunuz boyunca bariz bir şekilde fark edeceğiniz sivil polisler sizi şehir gezileriniz sürece takip edeceklerdir.Nedense benim her Anadolu gezimde sivil polislerin kimlik kontrolü eksik olmaz.Beni bu kimlik kotrollerinde en çok üzen sivil olduğu halde emniyet teşkilatına mensup memurun kimliğini göstermeden ‘’kimliğini çıkar’’ demesi.Allah aşkına benim sivil brinin yüzüne bakıp polis olduğunu bilmem için kahin olmam gerekir herhalde.Böyle bir yeteneğim de yok!.Fakat ben de her seferinde bana yasaların hukukun tanıdığı hakka sığınarak ‘’Beyefendi kimliğinizi siz önce çıkarıp gösterin ‘’demişimdir ve demekteyim.Tabiki kimliğini gösteren sivil polise de ardından ben kimliğimi teşekkürle göstermek kibarlığında bulunmuşumdur.Benim şu Anadolu gezilerimde kimlik maceramı 65 yaşında sade bir Eruhlu vatandaş olan dostuma anlattım.Anlatmaz olaydım. Siirte bağlı Eruh kasabasına giderken sivil polisler kimlik kontrolü yapıyorlarmış.Eruhlu dostumuzda benim maceralarımı anımsıyor.Sivil polislere benim gibi davranmak üzere bozuk türkçeyle ’’Hele gardaşım sen önce kimligini göster ‘’demiş.Başına gelenleri benimle ilk karşılaşmasında anlatmaya başladı biraz hüzünlü biraz buruk.Hani niye ben? Der gibi.

Ben ve Eruklu dostumun sivil polisler karşısında farklı davranış biçimleriyle karşılaşmamızın sırrı neydi?Ben bulamadım.Bana da ona da Anayasa ;misaki milli sınırları içinde gezme hakkı tanıyordu.İkimizde TC vatandaşıydık.

Eruhlu dostum ‘’senin dediğini demez olaydım.iki gün sopa yedim’’ dedi ve bana dönüp ‘’Çetin abe senin sohbetin hoştur.Seni dinlayacağim fakat yaptığıni tövbe olsun birdaha yapmayacağım.’’




KARS KAMER EV YEMEKLERİ
KARS DEVLET KONSERVATUARI




KARS MÜZESİ-2008


OĞUZCAN BİLGİN

ANİ 2008
ANİ HARABELERİ .KARASU NEHRİ VE ERMENİSTAN
GEZİ EKİBİNDEN ŞENAY DİKERKOL,ELİF BİLGİN,OĞUZCAN BİLGİN,ÇETİN BİLGİN,SEYİT DİKERKOL,SEDAT BİLGEN-ANİ HARABELERİ 2008......EKSİ 40 DERECE
OĞUZCAN BİLGİN,ELİF BİLGİN,ÇETİN BİLGİN


ANİ 2008
ANİ HARABELERİ ÖN KAPI
ELİF BİLGİN, OĞUZCAN BİLGİN, ŞENAY DİKERKOL KARS YOLCULUĞU

Hiç yorum yok:

ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİNDE SERGİ''parçalanmalar''

PARÇALANMALAR.

HİLMİ SEÇKİN.

................................. İmge ; modern süreçlerde temsil ettiğinin rolünü üstlenirken iktidar olma şansını da elinde tutar. Zaman olgusunun kıskacında amaç bütüne yaklaşmaktır. İmgenin dolaşımını irdelemek bir yapıt hakkındaki ip uçlarını ele geçirmemize yarayacaktır.

Öncelikli olarak imge; kendi dışında bir şeyin suretidir ve kendi dışında bir şeyi imlediği anda başka bir şeyi de temsil eder.Kavranılma anında da kendi ile görüneni terk eder. İmge; kendinde temsilin vucut bulmasına ,tanımlanmasına izin vermez. Benzeşim üzerine kurulmuştur.Sanatçının algılama biçim değerleri; yarattıkları boşlukta ne öncesine ne de sonrası bir gerçekliğe şans tanır. Büyü ; o anki boşlukta salınan imgenin zamansız ve mekansızlık ilişkisinin kendini izleyenin bilinç dışında tanımlanmasında oluşur.

Çetin Bilgin’in resimleri şiirsel kurgu ve imgeler üzerine ucu açık tasarımlardır. Resimlerinin anahtar kavramlarından birini de ‘’parçalanma olgusu ‘’ oluşturur.

Paramparça ile start alan parçaların bir araya gelişleri bir bütün olma kaygısı yerine yeniden parçalanma heyecanı ile ihtiyaçları kadar örtüşürler.Yıkım ,kendilerini imha,her zaman parçaların bir birleriyle örtüşmesini amaçlar gibidir .Parçalar yeni bir form kaygısıyla var olabilirlik ihtimaline rağmen ‘’bütün’’ ilişkisini sadece sürpriz geçişlerin yaratılma sürecinde var ederler . Parçalanmalar yeni bir bütünü oluşturmaya veya yeni bir formu somutlaştırmaya çalışmazlar. Parça ve bütün ilişkisinde amaç ortadan kaldırılmıştır. Ucu açık ve her an geri çekilebilir bir ilişkiyi tanımlarlar. İç içe girmiş parçalar bir‘’söylemde’’ bütünler ve yeni bir parçalanmanın ip uçlarını da ele vermekten kaçınmazlar.

Resme başlarkan başından beri var olan parçalanmalar ortada başıboş dolaşan parçalardan bir bütün oldurma kaygısı taşımaz onlara içsel mantığıyla haraket yetisi sağlarlar.Parçalar birbirleri ile sarmalanırken ,birbirlerine boşlukta düşüşün ölüm dokunuşları hakkını tanırlar. Kendi algılama serüveninde ele geçirdiği parçalanmaların birbirlerine geçiş sürelerinde hayat hakkı tanır daha önce köprülerle bir aradalığı oluşturan birliktelikler de yeniden parçalanarak tekrar start aldıkları noktaya gelirler.Sonuç sonsuz önermeler.Bitmemişlik , bir yeniden yaratım olgusuyla gerçekleşir.Parçaların birleşme ve ayrışma serüveninde iktidar olma şansları yoktur.

Bu doğurganlık Çetin Bilgin’e sürekli bir üretim olanağı sunarken doyumsuzluğu da beraberinde getirir.Çetin Bilgin eline geçirdiği kendi kaleydeskopunun sonsuz önermeleri ile yarış içindedir………………………………………………………………………………………